21 Temmuz 2011 Perşembe

Güvercinlerde Manyetik Konumlandırma Sistemi


Yapılan son bir deney, posta güvercinlerinin yön bulmada dünyanın manyetik alanından faydalandıkları teorisi için önemli destek sağladı.
İnsanlar, mesajlarını uzaktaki alıcılara ulaştırmada eski çağlardan beri güvercinlerden faydalanmıştır. Örneğin güvercinlerin, 1150 yılında Bağdat’ta mesaj iletme amaçlı kullanıldığına dair kayıtlar bulunmaktadır.
Dünyaca ünlü Reuters haber ajansının kurucusu Paul Reuter, 1850 yılında Belçika’nın Brüksel kenti ile Almanya’nın Aachen kenti arasında, 45 güvercinden oluşan bir filo ile haber ve borsa tahvil fiyatlarını dağıtmıştır.

İleri teknoloji savunma teknikleri kullanan Tavus Kelebeği



Tavus kelebeğinin en dikkat çekici özelliklerinden biri kanatlarının üzerinde aniden beliren gözlerdir. Peki bu gözler neden birdenbire ortaya çıkarlar. Bunu anlamak için kelebeğin bulunduğu çevreye şöyle bir göz atmak yeterlidir. Kelebeğin kanadında aniden beliren sahte gözler etrafta bir avcı kuşun olduğuna işarettir. Tehlikenin farkında olan tavus kelebeği düşmanını korkutup kaçırmak için bu sahte gözlere başvurmaktadır.
Bu çarpıcı savunma taktiğinin ne kadar etkili olduğu ölçmek için Stockholm Üniversitesi zooloğu Adrian Vallin ve ekibi tavus kelebekleri üzerinde bir çalışma yapmışlardır. Ekip, tavus kelebeklerinin kanatlarındaki sahte gözleri bir teknik uygulayarak koyulaştırıp, onları serbest bırakmıştır. Sonuçta sahte gözleri koyulaştırılan kelebeklerin 20'sinden 13'ünü kuşlar yemiş, kanatlarına müdahale edilmeyen 34 kelebekten ise sadece 1 tanesi avlanmıştır.

Sinekteki Mucize Aydınlanabilecek mi?


Bir sinek, havada uçarken son derece zorlu manevralar gerçekleştirebilir; yönünü aniden ters tarafa doğru değiştirebilir, tavana ters konabilir. Tüm bu manevralar sırasında, saniyede yüzlerce kez çırpılan kanat kaslarının koordineli hareket etmesi gerekmektedir. Kanatlardan birinin bedene yaptığı açı ile diğerinin bedene yaptığı açı arasındaki bir oransızlık, sineğin havada takla atarak yere düşmesine yol açacaktır. Ancak böyle birşey olmaz. Kanatlar bir yandan sineğe yön verecek şekilde kıvrılırken bir yandan da birbirleriyle hep uyumlu şekilde çırpılırlar. Burada ortaya çıkan önemli bir soru, sineğin böylesine mükemmel hareketleri hatasız bir şekilde nasıl gerçekleştirdiğidir.

Spermlerin Yol Bulmadaki Üstün Kabiliyetleri


Almanya'nın Ruhr Üniversitesi profesörü fizyolog Hanns Hatt (57), spermlerin ana rahminde yumurtalığa ulaşabilmek için yollarını “koklayarak” bulduklarını açıkladı.
Hatt'ın, yaptığı araştırmalar sırasında, spermlerin ve insanların derilerinin de koku alabildiğini tespit ettiği kaydedildi.
Washington Üniversitesi Fizyoloji ve Biyofizik departmanından Babcock ise konuyla ilgili olarak, “araştırmalar gösteriyor ki yumurta, spermi “koklama” kabiliyetini göz önüne alarak seçiyor olabilir” dedi.
Spermin Zorlu Yolculuğu
İnsan bedenini oluşturan 60-70 kiloluk et ve kemik kütlesinin özü başlangıçta bir damla suda toplanmıştır. Akıl sahibi, duyan, gören, işiten ve vücut yapısı olarak oldukça karmaşık bir yapıda olan insanın bir damla sudan meydana gelmesi şüphesiz ki olağanüstü bir gelişimin sonucudur. Bu bir damla suyun yalnızca küçük bir bölümünü oluşturan spemlerin yapıları ve yerine getirdikleri görevlerse gerçekten hayranlık vericidir.

Galaksi Haritasında Big Bang Yankılanıyor


Bilim adamları, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı iki galaksi haritalandırma çalışmasında, Big Bang teorisine ciddi destek sağlayan bulgular elde ettiler. Çalışmaların sonuçları, Amerikan Astronomi Derneği’nin kış toplantısında açıklandı.
Galaksilerin geniş ölçekteki dağılım şekli astrofizikçiler tarafından, evrenin ilk aşamalarından günümüze kalan en önemli kalıntılardan birisi olarak değerlendiriliyor. Bu yüzden galaksilerin dağılımı ve konumları hakkındaki bilgiler için, ‘evrenin geçmişine açılan bir pencere’ tabirini kullanmak mümkün.
İngiliz, Avustralyalı ve Amerikalı bilim adamlarından meydana gelen iki ayrı çalışma grubu, yıllar süren araştırmalarında, toplamda yaklaşık 266.000 galaksiyi 3 boyutlu olarak konumlandırıp haritalandırdılar. Galaksi dağılımı hakkında topladıkları verileri, evrenin her yerinde yayılan Kozmik Fon Radyasyonu verileriyle karşılaştıran bilim adamları, galaksilerin kökenine dair önemli bulgular elde ettiler. Çalışmaları yorumlayan araştırmacılar, galaksilerin, Big Bang’den 350.000 yıl sonra oluşan maddenin nispi olarak kümelendiği bölgelerde oluştuğunu ve yer çekimi kuvvetinin etkisiyle şekillendiği sonucuna vardılar.

National Geographic'in Darwin Yanılgısı


National Geographic dergisinin Kasım sayısı, kapağında "Darwin yanıldı mı?" sorusuyla çıktı. Aynı isimli makaleyi kaleme alan doğabilimci David Quammen, bu soruya kendi açısından "hayır" diye cevap veriyor, Darwin'in evrim teorisinin günümüzde güçlü bilimsel kanıtlarla desteklendiğini iddia ediyordu. Quammen, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabında ortaya attığı ana iddiaları tekrarlıyor ancak önemli bir detayı atlıyordu.
Darwin, kitabında "Teorinin Zorlukları" başlıklı bir bölüm yapmıştı ve zorlukların varlığını şu gibi açık sözlü ifadelerle kabul etmişti:
"Teoriye karşı haklı olarak yöneltilmiş itirazların ve teorinin karşılaştığı güçlüklerin ağırlığı altında yıllarca ve onların ağırlığından kuşkulanamayacak kadar çok ezildim." 

Flores Adamı ile İlgili Yeni Gelişmeler

Homo floresiensis’in günümüz insanından ayrı bir tür olduğu yönündeki evrimci iddia, giderek yükselen itirazlar karşısında gerilemeye devam ediyor. İngiltere’nin The Times ve The Sunday Times gazetelerinin internet baskısı The Times Online, bu konudaki gelişmeleri şu sözlerle özetledi:
“Son yüzyılın en büyük antropolojik bulgusu olarak duyurulan bir bulgu, antropolojinin en büyük tartışmalarından birinin içinde yozlaşıyor.” 
Tartışmayı alevlendiren gelişme, H. floresiensis’in, Homo sapiens’ten ayrı bir tür olarak tanımlanmasına itiraz eden Endonezyalı bilim adamlarının görüşlerine, başka uzmanların destek vermesi oldu. Bunların başında, Avustralyalı bilim adamları Maciej Henneberg ile Alan Thorne ve Amerika’daki Chicago Field Museum’dan araştırmacılar geliyor.